May 30, 2009 at 5:10 pm
· Filed under Java, Software Development
Çevik Yazilim – Agile Development
Test Driven Development – Test Güdümlü Yazilim Gelistirme
Refactor – Yazilimin islev ve davranisini degistirmeden kod yapisi üzerinde yapilan degisiklik.
Yazının ikinci bölümü için tıklayınız…
Çevik süreçlerde kullanilan en önemli yazilim gelistirme metodlarindan biri test güdümlü gelistirmedir. Önce test kodunun yazip sonra islevsel kodu yazdiginiz için, testleri yazdiginiz esnada aslinda ne için ve ne sekilde kod yazacaginizida kafanizda tasarlamis olursunuz.
Çogu gelistirici test güdümlü yazilimin en büyük faydasinin, elinizde ürünle beraber onu test edecek kodunda olmasi olarak görür. Tam olarak uygulandiginda test güdümlü yazilim gelistirmenin bunun çok ötesinde faydalari vardir. Test siniflarini yazmaya basladigininz anda aklinizdaki dizayn bu testlerin etrafinda daha iyiye giderek sekillenir.
Read the rest of this entry »
Permalink
May 26, 2009 at 9:50 am
· Filed under Software Development
Kod çalışır hale gelsin, bunun dışında başka birşeyin önemi yok diye mi düşünüyorsunuz ? Fakat kodunuzun yeterince iyi olup olmadığına karar vermek için çalışıyor olması yeterli değil. Bir yazılım projesinin de baştan sona götürülmesine tekabül eden bu dört adım, sizin şuanda hangi safhada olduğunuzu nelere ihtiyacınız olduğu ve olacağını görmenizde yararlı olacaktır.
Read the rest of this entry »
Permalink
May 22, 2009 at 5:47 pm
· Filed under Java, Software Development
Yazılım dizayn etmenin iyi ya da kötü bir çok yöntemi var. Yazılım geliştirirken gözönüne alınması gereken en önemli konulardan biri de sürdürülebilirlik. Kötü dizayn edilmiş sistemleri geliştirmesi baştan kolay olabilir fakat değişen ihtiyaçlara göre bunları modifiye etmek gerçekten çok çok zor olabilir. Kötü dizayn edilmiş sistemler kırılgan olmaya yatkındır, yani yazılımın bir yerinde yaptığınız bir değişiklik alakasız başka yerleri etkileyebilir, bu yüzden kod üzerinde değişiklik yapmak hem zordur hemde vakit kaybettiricidir. Test sınıfları ekleyerek hatanın nereleri etkilediği bir ölçüde açığa çıkarılabilir fakat yinede hatayı düzeltmek kötü dizayn yüzünden zor ve vakit alıcı olacaktır.
Read the rest of this entry »
Permalink
May 15, 2009 at 1:50 am
· Filed under Daily Life
 |
İnterneti daha geniş kitlelere, daha yüksek hız ve daha yüksek erişim olanağı ile sunmayı hedefleyen TürkTelekom, bu yeni internet hizmetinde 8 Mbps’ye kadar olan tüm internet tarifelerini tek bir fiyatta topluyor. Bu tarifeler 4 GB, 6 GB ve sınırsız seçenekleriyle pazara sunuluyor.
Türk Telekom bu tarifeyi toptan olarak pazara sunuyor. Müşterilere yansıyacak fiyatları ise İSS’lerin kendilerinin belirlemesi gerekiyor.
Türk Telekom’un teknolojik altyapısına ilişkin bilgiler veren Türk Telekom Operasyon Başkanı Celalettin Dinçer, sadece 2008 yılında sabit, mobil ve genişbant altyapısına konsolide olarak 1,8 milyar TL yatırım yapıldığını, 2009 yılında ise 1,8-2 milyar TL yatırım yapılmasının hedeflendiğini söyledi. Dinçer, sözlerine şöyle devam etti:
|
“Türk Telekom olarak Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzun farkındayız. Bu doğrultuda sadece Türk Telekom müşterilerine değil tüm Türkiye’ye katma değerli hizmetler sunmak ve müşterilerimize çağın en ileri iletişim hizmetlerini verebilmek için teknolojik altyapımızı sürekli geliştiriyor, yatırımlarımıza devam ediyoruz. Daha fazla kişinin daha hızlı internet bağlantısına daha düşük ücretle erişebilmesi hedefiyle yatırımlarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Son kullanıcılara yansıyacak tarifeler şu şekilde:

* Bu tarifede “Sınırsız” kavramı, 15GB ile sınırlı. Türk Telekom’un “Adil Kullanım Sınırı” adını verdiği bu kotanın aşılması durumunda, bağlantı hızı bir sonraki aya kadar 8 Mbps’dan 512 Kbps’a indiriliyor (16′da biri). Kaynak : ntvmsnbc.com

Artık okadar çok dosya indiren biri olmasamda, üniversite yıllarında 256Kbps internet hızımız varken aylık 30GB yakın download ettiğimiz çok iyi hatırlıyorum. İnternetin hızlandırılması olarak gösterilen kampanyanın aslında internetimizi yavaşlattığı daha ilk bakışta anlaşılıyor. 1Mbps hız ile bize vaad edilen download hızı yaklaşık olarak saniyede 100KB. Genelde bu hızlara da çıkamıyoruz ama 100 olarak alırsak.
Bir gün 86400 saniye olduğuna göre, günde 8640000KB download edebiliriz buda günlük 8GB gibi bir rakama denk gelir. Aylık da 250GB indirebiliyor olmamız lazım teoride ki resimdede gördüğünüz gibi pratikte de bunu gerçekleştiren arkadaşlar var kendilerini kutluyorum.
Hesabımıza geri dönersek, telekomun bir kampanya olarak sunduğu 15GB kotayı 8Mbps ile doldurmak için 5 saatten daha kısa bir süre bize yetiyor. Hadi bunu bir gün olarak alsak takip eden günler için internet hızımız 512Kbps inmiş olacak yani ayda 120GB civarı veri indirebileceğiz geri kalan sürede. İkisini eklersek 135GB yapmış olur yani telekomu yarı yarıya rahatlatmış oluyoruz.
İnternet kullanıcı profilinde iki uç var, bir resimde görüldüğü gibi 30 gün boyunca hiç durmadan download yapan arkadaşlar, diğer bir grup haber sitelerinde oyun sitelerinde gezen arkadaşlar ve bunların arasında kalan her ikisini de biraz fazla biraz az yapan arkadaşlar. Birinci grup için diyorum ki bu kesinlikle müşterinin avantajına bir kampanya değildir çünkü şuanda sahip olduklarının yarısına sahip olmuş olacaklar. Peki ikinci grup internette haber sitelerini gezen, oyun oynayan insanlar için bu kampanya çok farkedecek mi. Evet ama çok az diye düşünüyorum çünkü modern web tarayıcılar zaten girdiğiniz sitelerdeki resimleri önbelleğe alıp oradan okuyorlar ve internetten sadece değişen içeriği indiriyorlar buda genelde küçük bir rakam yani kullanıcı bir sayfayı açtığında 1Mbps’den 8Mbps terfi etmiş olsun, yinede 8 kat daha hızlı bir sayfa açılışı yaşamayacak, belkide aradaki farkı çok çok hissedemeyecek bile. İnternet bağlantı hızının çok fark ettiği youtube gibi sitelerde kapalı, ki ben 1Mbps internet ile de youtube’da hiç takılma yaşamadım.
Türk Telekom’u müştelerini mağdur eden bu kampanya için kutluyorum.
Permalink
May 14, 2009 at 8:43 am
· Filed under Career, Daily Life
Hepiniz bilirsiniz, eğer sıfırdan, insanların işine yarayan bir program yazıyorsanız ve hayatınızın bir bölümünü bu programı geliştirmeye adadıysanız, ona karşı gün geçtikçe artan bir sevgi beslemeye başlarsınız. Program bittiğinde size tam olarak bitmemiş yarım bir heykel gibi görünür. Gerçekten ortaya çıkan ürün, sizin hayal ettiğiniz basit güzel programdan çok daha farklıdır. Sadece bir yıl sonra, kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığınız değişiklikler sonucu heykeliniz bir anda kolsuz, zürafa gibi kafası göğsünden çıkan, önündeki kovaya orasından burasından renkli sular fışkırtan saçma sapan birşey haline gelir ve siz hergün onu düzeltmek için çekiçle, umutsuzca sağını solunu yontar, uğraşır durursunuz. – Nick Foster (”Life as a programmer”)
Permalink